DOLAR 18,6443 0.02%
EURO 19,4227 -0.04%
ALTIN 1.051,02-0,01
BITCOIN 307709-0,35%
Antalya
15°

PARÇALI BULUTLU

12:56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

İhsan Ticaret
Bagislar Construction
‘BEN YAPTIM OLDU ANLAYIŞINA KARŞIYIZ’

‘BEN YAPTIM OLDU ANLAYIŞINA KARŞIYIZ’

ABONE OL
23:11 - 5 Şubat 2020 23:11
‘BEN YAPTIM OLDU ANLAYIŞINA KARŞIYIZ’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Alanya Belediyesi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li meclis üyesi, Şehir Plancısı Erkan Demirci, Alanya Belediyesi’nin önümüzdeki günlerde hayata geçirmeyi planladığı T-Mahmuz Projesi’ne neden karşı olduklarını açıkladı. Demirci, şu açıklamayı yaptı: “Çoğu insanın yabancı olduğu mahmuz kelimesi son dönemde Alanya Keykubat sahillerinde denizin içine mahmuz yapılacağının açıklanmasıyla birlikte herkesçe bilinir hale geldi. Aslında mahmuz konusu yeni bir konu değildi. Alanya Belediyesi yönetimi geçtiğimiz dönemde mahmuz fikrini ortaya atmış ancak kamuoyunda tartışılmadan kapanıp gitmişti. Ardından mahmuz projesi 2019 yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın seçim kitapçığında boy gösterdiğinde 82 projeden birisi, hangisi yapıldı ki, bu proje yapılsın denilip yine yeterli oranda tartışılmadan, yerel seçimin sıcak gündemi içerisinde eriyip gitti. İşte bu mahmuz projesinin, geçtiğimiz günlerde neredeyse uygulamaya geçme safhasında olduğu ortaya çıkınca konu bir anda Alanya kamuoyunun gündemine geldi.

Konuyu CHP grubu olarak üç farklı kategoride değerlendirdik.

Bunlardan ilki, proje hakkında kenti yönetenler olarak bizlerin, sivil toplum örgütlerinin, diğer kent dinamiklerinin ve hepsinden öte doğrudan etkilenecek olan Alanya Halkının bilgilendirilmesi sürecindeki yetersizliklerdi. Bilgilendirme eksikliğinin halen sürdüğünü üzülerek ifade etmek isterim.

Değerlendirme yaptığımız ikinci kategori ise yapılmak istenen mahmuz yatırımına karar verilirken yeterli araştırma yapılıp yapılmadığı hususu idi. Alanya’da kıyı erozyonu olduğunun bilimsel olarak tespitinin yapılması ve çözüm önerilerinin doğaya en az seviyede müdahale edilerek yapılması doğru olandı. Çünkü doğa kendisine dışarıdan yapılan müdahalelere misliyle yanıt veriyordu. Bu alanda üniversitelerin lisans ve yüksek lisans düzeyinde çevre mühendisliği, jeoloji mühendisliği, harita mühendisliği, İnşaat mühendisliği hidrolik kürsüleri, gemi inşaatı ve deniz bilimleri gibi kıyı yapı ve hareketleri ile ilgilenen kıyı mühendisliği bölümlerinden destek alındı mı? Bu konuda Türkiye’de İTÜ, YTÜ, İÜ, ODTÜ gibi uzmanlaşmış ve geniş akademik kadrolarıyla yıllardır bu konulara kafa yoran, araştırmalar yapan, yüksek lisans ve doktora seviyesinde eğitim veren tecrübeli üniversitelerimiz var.

Bu üniversitelerden destek istendi mi? Uygulamanın dünyada pek çok örneği var.

Bu uygulamaların yapıldığı dünyanın pek çok başka kentindeki kıyı şehirlerinin yöneticileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversiteleriyle yapılan uygulamanın sonucunda istenen başarının yakalanıp yakalanmadığı hakkında görüşmeler yapıldı mı? Bu konuda karar verilmeden önce bizce üniversitelerin ilgili kürsüleriyle birlikte, inşaat mühendisleri odası, TEMA Vakfı gibi sivil toplum örgütleri ve yerel dinamiklerin de katılımıyla bir çalıştay düzenlenmesi gerekirdi. Bu çalıştay sonucunda Alanya’da kıyı erozyonunun olduğu ve çözümün de mahmuz olduğu ortaya konulursa biz dahil hiç kimsenin söyleyecek bir şeyi kalmazdı. Halen Alanya Belediyemizden Alanya halkı adına beklentimiz budur.

Değerlendirme yaptığımız üçüncü ve son kategori ise fiili uygulamalar ve kendi gözlemsel deneyimlerimiz oldu.

Kamuoyunun da bildiği üzere Dim Barajı yapıldıktan sonra Dim Çayı’nın taşıdığı, kum, kaya vs. kesildi ve bu durum Alanya sahillerindeki kumsalları olumsuz etkiledi. Benzer şekilde belediye önünde yapılan mendirek doğudan batıya kum hareketinin kesilmesine ve mendireğin önünde adeta balçıktan bir kumsal oluşumuna yol açtı. Batıda yapılan yat limanı Kale arkası Plajını olumsuz olarak etkiledi, kayalıkların oluşmasına yol açtı. Kıyılardaki yalı taşlarının kırılarak plajlar açılması neticesinde deniz karaya yaklaştı ve kumsal genişliklerimiz azaldı. Bunların hepsini hep birlikte görüyor ve yaşıyoruz. Otellerin önlerinde yapılan kum tutucu yapılar belki o otelin çevresindeki kumsal sorununu çözdü ama birkaç km doğu ya da batısındaki kumsallara olan ya da olacak olan etkisi henüz hiç kimse tarafından bilmiyor. Hükümet tarafından TBMM’ne sunulan ve halen komisyon gündeminde bulunan imar kanunu değişikliği önerisinde kumsallarda bırakın mahmuz yapmayı, 100 m²’lik ahşap iskelelerin bile yasaklanması öneriliyor.

Alanya’da yaşadıklarımızdan yola çıkarak yapılmak istenilen T mahmuzların gelecekte nasıl sonuçlar doğuracağını da kestirmek zor olmayacaktır. Mahmuzların yapıldığı noktalarda kum tutulacak, kum hareketi engellenecek bu şekilde giden kum geri gelemeyeceğinden mahmuz etki alanı dışında kalan ilçenin doğu ve batı sahillerinin bu mahmuzlardan olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz olacaktır.

Mahmuzların yaratacağı görsel kirlilikte ayrıca düşünülecek kadar önemli bir husustur.

Hızlı kentleşme sonucunda yoğun bir betonlaşma problemiyle karşı karşıya olan Alanya’mızda kaleden ya da Beştaş sırtlarından baktığımızda içimizi açan masmavi deniz manzarası “T” formunda beton mahmuzlarla kesilecek, atalarımızdan bizlere miras kalan tersane, Kızılkule, ve Unesco Dünya Kültür Mirası listesine sokmaya çalıştığımız Alanya Kalesi’nin görselliği durumdan olumsuz etkilenecektir. Bu tip yatırımlar bütüncül düşünülmesi gereken ve devlet tarafından projelendirilmesi gereken yatırımlardır. Kıyı erozyonu sadece Alanya’nın sorunu değildir. Yapılması gereken proje Türkiye sahillerinin bütününde devlet tarafından yapılmalıdır.

Sonuç olarak…

Alanya’da edindiğimiz tecrübelerden yola çıkarak mahmuz yatırımının üniversitelerin ilgili kürsülerinden destek alınarak, bilimsel temelli ve ortak akılla yapılması gerektiğini düşündüğümüzü grubum adına ifade etmek isterim.

Özkaya Sigorta

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
Özkaya Sigorta


HIZLI YORUM YAP